merhaba

sanata, bilime, dayanışmaya, emekten yana siyasete ve sevdaya dair paylaşımlarla bilginin ve deneyimlerin örgütlenmesi çabasıdır "insanın" yolculuğu...

14 Mart 2013 Perşembe

DELİLİĞE ÖVGÜ



     Yaşadığımız çevrede zihinsel özürlü, davranış bozuklukları olan insanlarla hemen hemen hergün karşılaşırız. Bu sık karşılaşmaların da etkisiyle onların varlığını kanıksar, bir zaman sonra “görmeyiz”. Bu görmemek yok saymaya, umursamamaya dönüşür.
     Bazıları sokakta yaşar. Aileleri de tıpkı toplum gibi yok saymaya (belki de kurtulmaya) yönelik davranış ve düşünsel yaklaşım sergilemeye başlar. Ve ilginçtir, delilerimiz sokakta karşılaştıkları insanlarla ilişki (iletişim) kurabilirlerken aileleriyle iletişimde zorlanırlar. (En azından benim tanıdığım “deliler” bu durumda.
     Adını anımsayamadığım bir filozof : “Bu dünyada yaşamak en fazla delilerin hakkı. Çünkü onları bu dünya delirtti.” diyordu bir yazısında. Gerçekte zihinsel özürlülüğün veya davranış bozukluklarının saptanması ya da değerlendirilmesi de göreceli olabilir düşüncesindeyim.

MAHALLENİN DELİSİ

     Örneğin; benim tanıdığım deliler yerlerdeki çöpleri toplayarak çöp kutusuna atarlar, veya yakarlar. Biz “akıllıların da rahatsız olduğu fakat sesimizi çıkarmadığımız trafik sorununu çözmek için kavşakta trafik polisliği yaptığını gördüğüm deliler var. Geçtikleri yerlerdeki çalışan insanlara karşılıksız yardım eden, bir öğün yemek, bir dal sigara, bir selam sonrası arkadaş gibi başlayan, çabalayan (yani insanlarla iletişim yolları arayan) deliler de var. Ve delilerin bu iyi niyetli “deliliklerini” kullanan, (kendi işlerini gördüren, dalga geçen, aşağılayan vb) akıllılarımız da var.
     Delilik durumunu akıllılar belirliyor. Genel ölçü alışkın olduğumuz davranışların ne kadar dışına düştükleri. Bu da göreceli bir durum. Akıllıların yarattığı çevre kirliliğinden, trafik sorunundan rahatsız olan, terk ettiğimiz dayanışma ilişkilerine varıncaya kadar tepki gösteren (göze girmek için veya adam yerine konulmak için olsa bile)  deliler ne kadar deli olabilir ki?
     Savaş akıllı bir davranış mı sizce? İnsanların açlıktan ölmesi, para karşılığı insan ticareti ne kadar akıllıca? Toplumda en fazla şiddeti “akıllılar uygulamıyor mu? Peki bu olay ve durumların ortaya çıkmasına neden olan ideolojik-politik-siyasi tutumları kimler belirliyor? Ölüm emirlerini verenler kimler? Ölüm makinalarını kimler kullanıyor? AKILLILAR!!! İnsana ve insanlığa en fazla zarar veren kimler?

DELİLİK

     Zaman zaman arkadaşlarımla şakalaşırken; “Böyle bir dünyada sağlıklı olmak veya sağlıklı kalmak hastalık belirtisidir.” derim. Filozofun dediği gibi onları bu dünya delirtti. Bu dünyanın yaşanamaz duruma gelmesinde payı olan herkesin insanların delirmesinde de payı var.
     Bu noktadan bakınca deliliği, (bilinçsiz, denetimsiz de olsa) bu dünyaya ve yaşananlara karşı bir protesto olarak görüyorum. Akıllıların neden olduğu yaşamdışılığa karşı aynı tarafta olmamak için bilincin kapatılması, davranışların yön değiştirmesi sonucu karşımıza “deli” dediğimiz insanlar çıkıyor. Akıllıları deliliğin tanımını yapma ‘yetkisini’ ve hakkını ellerinde tutuyorlar. Üstelik de çok az insan sorup, düşünüyor.
     Bir insan neden delirir?

     Bir ilginçlik de sevi  (aşk)  konusunda yaşanıyor. Sevgilimizi ikna etmek, etkilemek, inandırmak için “deli gibi sevdiğimizi” söyleriz. Etkileme, ikna ve inandırma olayında başarılı olduktan sonra akıllanıveririz. Sevi durumlarında olağan gibi deliliği kullanıp daha sonra akıllanmak sağlıklı bir davranış mı? 


            mutluluklara yabancı
            bilmiyor nasıl sevinileceğini
            yüzünde toy
                        yaban
            hüzünle karışık gülüş

 20.06.2002  Armutçuk
salim çalık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder